06.08.2020 - Kablo Tel Dünyası Kablo-Üretim-Hammadde-Makina Teknolojileri Dergisi

Tüv Rheinland olarak hedefimiz; bulunduğumuz coğrafyada üretime, dolayısıyla da sanayiye en iyi hizmeti sunabilmektir.

Tüv Rheinland olarak hedefimiz; bulunduğumuz coğrafyada üretime, dolayısıyla da sanayiye en iyi hizmeti sunabilmektir.
Reklam

Tüv Rheinland Satış Müdürü İsmet VEZİROĞLU:

Tüv Rheinland olarak hedefimiz; bulunduğumuz coğrafyada üretime, dolayısıyla da sanayiye en iyi hizmeti
sunabilmektir.

Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler, sanayiye – üretime nasıl yansıyor? Yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Firma olarak ne gibi önlemler aldınız/alıyorsunuz? B planınız var mı?

Bulunduğumuz coğrafya nedeniyle gündemi hızlı değişebilen bir ülkeyiz. Doğu ve batı ülkeleri arasında köprü konumunda oluşumuz, her iki kutuptaki hareketliliklerin de etkisinde kalmamıza sebep olmaktadır. Bugün gündemimizde Orta Doğu’daki gelişmeler ve ülkemize olan etkileri yer alırken, yarın Avrupa ülkelerindeki ekonomik ve/ya siyasi gelişmeler olabilir. Bu durum bugün olduğu gibi yarın da olmaya devam edecektir. Burada önemli olan ülke olarak, dışarıdaki gelişmelerden en az etkilenen ekonomik ve siyasi yapıyı oluşturabilmek ve bunun ışığında olası gelişmelerde kayıplarımızı en aza indirebilmektir.

Türkiye şu an hassas bir süreçtedir ve bu sürecin etkisiyle hem ekonomik hem de siyasi alanda zor günler geçirmektedir. Ekonomi ve siyaset ülkelerin sağ ve sol ayağı olarak nitelendirilebilir. Dengede durmaya çalışan bir ülke için bu iki ayak ayrı düşünülemez, her ikisinin de yere sağlam basıyor olması gerekmektedir. Bugün üzerine konuştuğumuz birçok siyasi konu ekonomik, yine üzerinde konuştuğumuz birçok ekonomik konu siyasi temellidir. Bu nedenle, sanayi ve üretime yansıyan olumlu ve olumsuz gelişmelerin sebeplerini sadece ekonomik ya da sadece siyasi olarak incelememiz doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Her iki ayağın sağlam ve dengede olması sağlıklı bir büyümenin önünü açacaktır.

Mevcut durumumuzu iyileştirme adına sadece siyasi gelişmelerin neticelenmesini beklemek, yatırımcı olarak seyirci kalmak, firmalara ve ekonomimize bir katkı sağlamayacak; aksine mevcut durumu daha da vahim noktalara taşıyacaktır. Güven ortamı yine firmaların ve yatırımcıların kendilerine ve ülkelerine koşulsuz güvenmeleri ile oluşabilir. Üretim dışarıya bağımlı değil; aksine öz değerlerine, potansiyeline ve yatırımlarına bağlı olmalıdır. Üretimin artması sanayinin gelişmesini sağlayacağı ve buna paralel olarak sanayinin gelişmesi de ülkenin gücünü arttıracağı için siyasi alanda da elinizi güçlü kılacaktır.

Tüv Rheinland olarak başta ekibimize, yatırımlarımıza ve çalışmalarımıza her zaman güveniyoruz. Bu sebeple 140 yılı aşkın bir süredir, 70’e yakın ülkede faaliyetlerimizi yerel ekonomik ve siyasi gelişmelerden bağımsız devam ettiriyoruz. Gözetim, belgelendirme ve sertifikasyon kuruluşu olarak yatırımlarımızı her zaman bilgiye ve teknolojiye yapıyoruz. Hedefimiz bulunduğumuz coğrafyada üretime, dolayısıyla da sanayiye en iyi hizmeti sunabilmektir. Bunun için yeterli tecrübeye sahibiz ve üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz.

Kur temelli gelişmeler, iç pazarı mı, ihracatı mı daha fazla etkiliyor?

Türkiye’de uygulanan döviz kuru sistemi yaşanan gelişmelerden her iki pazarın da etkilenmesine sebep olmaktadır. Ancak kur temelli gelişmelerin iç pazarda etkisi daha hızlı görülmektedir. Bunun en önemli sebebi ülkemizdeki ekonomik hassasiyetin fazla olmasıdır. İç pazarda özellikle yatırımcıların güven duygusundan uzaklaşması ekonomimize olumsuz etki etmektedir. Dolayısıyla da piyasalarda başlangıçta sanal, akabinde reel bir olumsuz rüzgar esmektedir. Temel sorun, şeffaf bir ekonomi ve gelişim planımızın olmayışıdır. Düzeltmeye yönelik yapılan çalışmalar ne yazık ki uzun vadeli sonuç getirmemektedir. Sürecin uzaması, iç pazardaki durgunluk aynı oranda dış pazardaki hareket alanımızı kısıtlamaktadır.

Ülkemizde en temel sorunlardan bir tanesi dışarıya bağımlı bir ekonomik politika izlenmesidir. Bunun sonucunda kur değişimleri halkın gündelik yaşamına da hızlı tesir etmektedir. İthal ettiğimiz ürünleri ihraç ürünlerimiz ile kıyasladığımızda; nicelik ve nitelik yönünden çok büyük farklar görülmektedir. Aradaki uçurumu, ekonomik alanda atacağımız adımların da ötesinde sanayileşme alanında ileri teknoloji ürünleri üretimine yönelimle ancak kapatabiliriz. Bu bilincin oturması, uzun vadede hem iç hem dış pazarda daha sürdürülebilir bir politikamız olmasını sağlayacaktır.

Kurlardaki artışın maliyete etkisi nedir? Dolayısıyla karlılığa…

Bu konuda genelleme yapmak doğru olmamakla beraber, dışa bağımlı pazar
çalışmalarımızın etkisiyle maliyetlerimizin de artacağını ilk aşamada söylemek
yanlış olmaz. Üreticilerin ancak seri üretimle ayakta kalabileceği gerçeği
kabullenilmiş günümüz sanayisinde, makineleşmenin önemi de bu sebeple
yadsınamaz. Ancak üreticilerimizin dolayısıyla fabrikalarımızın mihenk taşları
olan makinaların hemen hemen tamamının ithal ediliyor olması gerçeği bilinci,
sorunun temelini aramakta bize ışık tutacaktır. Kısaca; sürece henüz başlarken
yurtdışına bağlı bir politika izlememiz, maliyetlerimizi de olası kur artışlarında
ciddi oranda etkilemektedir. Süreci yönetmemizin ve maliyetlerimizi en
aza indirmemizin yolunu, rakamsal olarak düşük kalemlerde aramak yerine,
sorunun temelinde aramamızın uzun vadede daha sağlıklı sonuçlar elde
etmemizi sağlayacağı inancındayım.

İran ile yapılan nükleer anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? İran, sektörünüz
için ne kadar önemli bir pazardır?

İran’daki potansiyelin tahmin edilenden çok daha büyük olduğu inancındayım.
Ekonomisi dış dünyaya kapalı bir ülkenin piyasada aktif rol alması ile ne gibi
dinamiklerin değişebileceğini kestirmek kolay değildir. Yapılan anlaşmaların
uygulamadaki başarısı ve tarafların süreci yönetimi de pazardaki dengeleri
değiştirecektir. Bilindiği üzere, Tahran uranyum zenginleştirmede kullanılacak santifrüj sayısını anlaşmayla üçte iki oranında azaltmayı kabul etti. Diğer taraftan
ülkede petrol, doğal gaz, finans, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarında
yaptırımlar kalkacak, İran yurtdışındaki milyarlarca dolarlık varlığına yeniden
ulaşabilecektir. Zenginleşen bir ülkenin enerji ihtiyaçları ve özellikle sürdürülebilir
enerji kaynağı ihtiyaçları da aynı oranda artacaktır.

Tüv Rheinland olarak; güneş enerjisi üzerine test ve belgelendirme çalışmaları yapıyoruz ve bu alandaki yatırımlarımızı son yıllarda arttırdık. Enerji ihtiyacı sürekli artan bir dünyada, günümüze kadar sektörü ayakta tutan termik ve hidroelektrik santrallerin miyadını doldurduğuna inanıyoruz. Alternatif olarak ilk düşünülen rüzgar enerjisi ülkemizde kapasitesini doldurmaya başlamıştır. Türkiye’de kurulum izni alınmış olmasına rağmen farklı sebeplerle beklemede olan bir çok rüzgar enerji santral alanları bulunmaktadır. İkinci sırada yer alan ve en sürdürülebilir kaynak olan güneş enerjisi üzerine Türkiye olarak henüz basamak atlayabilmiş konumda maalesef değiliz. Bunun için günümüze kadar ciddi çalışmalar yapılmış olmakla beraber henüz meyveleri toplanamamıştır. Üretebileceğimiz enerji kapasitesinin henüz %1‘ine dahi ulaşamadığımız bilinciyle, gelişmiş ülkeleri yakalamak ve enerji ihtiyacımızı gidermek adına önümüzdeki süreçte güneş enerjisine yönelmemizin kaçınılmaz olduğunu belirtmek isterim. Bunu global ülke politikalarının da desteklediğini görmekteyiz. Sürdürülebilir enerji kaynakları uzun vadede komşularımızın da iştahını kabartacağı için, erken yatırımlara başlamış ve gelişim kaydetmiş ülke olarak Türkiye avantajlı konumdadır.

Eklemek istedikleriniz…

Firma olarak sürdürülebilirliğe her alanda çok önem veriyoruz. Kişilerden ve ekonomik gelişmelerden bağımsız kurumsal bir kimlikle tecrübemize ve yatırımlarımıza güvenerek hareket ediyoruz. Markamızın değerini her zaman ön planda tutarak hareket etmeye özen gösteriyoruz. Bugün yaşanan dalgalanmalar elbette bizi de etkilemektedir. Ancak burada önemli olan süreci yönetilebilir bir seviyede tutabilecek güce sahip olmaktır. Bu gücü de elde etmek için uzun soluklu politikalara ve tecrübeye sahip olmanız gerekmektedir.

Geçmişimizden aldığımız güvenle bugün daha güçlü adımlar atabiliyor, geleceğe daha umutlu ilerleyebiliyoruz.

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ